haydi dön yüzünü duvara
dizlerini karnına çek
kollarını bacaklarının arasına kıstır
ufal…
ne kadar ufalırsan
o kadar ufalır mı acın?
haydi dön yüzünü duvara
dizlerini karnına çek
kollarını bacaklarının arasına kıstır
ufal…
ne kadar ufalırsan
o kadar ufalır mı acın?
Posted in Uncategorized
ayçiçeği tarlaları
kayıp birer cennet
şimdi sana
ama ne diyebilirsin ki…
Posted in Uncategorized
çok çalış bugün
unut göğsündeki acıyı
sen değil misin
beyoğlunun kuytu sinemalarında
kendini bir başına bırakan
Posted in Uncategorized
Bugün metroda gençliğime rastladım: dikkati dağınık bir genç çocuk Gen Bencildir’i okumaya çalışıyordu. Acaba o da yıllar sonra, bol para için hayallerini satmış olacak mı?
Posted in Uncategorized
tuttular dört yanından
fırlatıp attılar boğaza
kaç kere uyarmıştı oysa
işletme müdürü
içme demişti
görev başında
Posted in Uncategorized
biliyor musun ben küçükken
daha ebru doğmadan önce
demek ki 5 yaşımdayken falan
iki oyun oynardım kendi kendime
birincisinde
raflardaki kitapların hepsini yere indirir
bir mukavva kutunun üzerine dizer
satardım
satılan kitapları gazete kağıdına sarar
yine gazeteden gerçek boyda kesilmiş paralar tahsil ederdim
ikinci oyunda
mukavva kutu yazı masam olurdu
renkli plastik gözlükler vardı ya biz küçükken
onlardan birinin camlarını çıkarmıştım
camsız olarak gözüme takardım
bir de kurşun kalem takardım kulağımın arkasına
elimde de başka bir kalem
bir defterim vardı
ona yazı yazarmış gibi çeşitli uyduruk harfler yazardım
kitap yazan biri olurdum böylece
daha yazmayı bilmiyorum
onun için hiçbir anlamı olmazdı çizdiğim şekillerin
ben o zamandan deliymişim herhalde
çünkü herkes dışarıda misket oynardı
Posted in geçmiş bir an