homo nihilis

yitiriş

26 Ekim, 2007 · Yorum Yapın

0001.jpg

Günlerdir kendime bakıyorum, Eskişehir’deki evin bahçesinde otlar arasında üç tekerli bisiklet süren üç yaşındaki kendime… Resimde bir şey var beni çeken. Gözlerimi ayıramıyorum. Belki şaşkınlık… Bu yazıyı yazan ellerime bakıyorum. Bunlar o eller mi? Bu ayaklar o ayaklar mı? Bu yüz, bu saçlar, bu sevinç dolu gülümseme, altları gamzeli kısık gözler benim mi? Bu çocuk ben miyim? Ben miydim…

Hayatımın geride kalan kısmında yitirdiğim her şey bu resimde… O yüzden günlerdir dönüp dolaşıp resme bakmaya başlıyorum. Sonra dakikalarca inceliyorum resmi. Bisikletin renklerini, önündeki sepeti, tutacaklarındaki plastiklerin çıkıp kaybolduğunu, hızla geri geri gidip bir anda pedalları sabitleyerek betonda dolma tekerleğin izini bırakmayı nasıl da sevdiğimi hatırlıyorum. Eskişehir’deki o sessiz mahalleyi, tezgahına erişemediğim bakkalı, sokakta park etmiş arabalar arasında en çok aslan işaretli pejoyu beğendiğimi, parkta at şekildeki salıncağı kapmanın en büyük derdim olduğunu düşünüyorum.

Yitirmeye bunlarla başladım. Demek ki bu resim yitirişin miladını mimliyor benim için. Bu yüzden defalardır bu resme bakıyorum ve yine o askılı pantolonu giyip bisikletine koşturan çocuk olmayı istiyorum. Bir kaçış mı bu? Evet, yiğitçe, cesurca kaçmak istiyorum…

Kategoriler: geçmiş bir an

0 cevap so far ↓

  • There are no comments yet...Kick things off by filling out the form below.

Yorum Yapın