____

Onu bulamıyordu. Onu bir türlü bulamıyordu. Cep telefonu sabahtan beri kapalıydı. Ofisine hiç uğramamıştı ve nerede olduğunu da bilen yoktu. Bunu daha önce hiç yapmamıştı. Buluşacakları zaman geç bile kalmaz, hatta çok önceden sözleştikleri yere gelirdi. Oysa bu sefer gelmemişti işte. Üstelik haber de vermemişti. Akşam, saatlerce bekledi onu sık sık gittikleri kahvede. Mutlaka gelir diye bekledi. Adam gelmedi.Kadın ne yapacağını bilmiyordu. Adamın evine gitmeyi düşündü ama telefon zaten cevap vermiyordu. Mutlaka başka bir yerdeydi, ama nerede… Başına bir şey gelmiş olamazdı. En azından kadın böyle düşünüyordu. Ama ya geldiyse; bir trafik kazası mesela… Böyle bir şey olsa aramazlar mıydı onu? İlk onun haberi olurdu. Canı sıkkın her halde; diye düşündü kadın; biraz düşünmek istiyor olmalı, yine o bunalımlı zamanlarından biridir mutlaka.

Ama yine de rahat değildi. Nerede olduğunu bilmek istiyordu… ve bunu neden yaptığını. Gün boyu merakını yenmeye çalıştı. Mantıklı hikâyeler uydurdu, ama hiçbirine kendi bile inanmadı. Sonunda akşama doğru işyerinden ayrılıp adamın evine gitti.

Zili çaldı ama açan olmadı. Adamın içeride olmamasından kokuyordu ve kapının açılmaması bu korkusunu artırıyordu. Sonra onun içeride, fakat kapıyı açamayacak durumda olmasından korkmaya başladı. Gece boyu içip sonunda sızmış olabilirdi. Ya da…

Kapıcıya adamın bir seyahate gittiğini söyledi. “Anahtarı almalıyım” dedi, “almam gereken bazı şeyler var”. Bir kaç dakika sonra kapıcıdan aldığı yedek anahtar elinde, kapının önünde dikiliyordu. Açmaya korkuyordu, ama açmamaya da dayanamazdı. Tüm gücünü topladı ve anahtarı çevirdi. Kapı kilitlenmemişti bile. Açıp içeri girdi. Ev, hiç görmediği kadar düzenliydi. Her şey yerine kaldırılmıştı. Sanki ev ilk defa kurulmuş ve sahibini beklemeye başlamıştı.

“Biliyordum” dedi kadın, “bir gün bunu yapacağını biliyordum”
………………..

Tam asansörden çıkarken telefonun çaldığını duydu. Koşarak dairesine gitti. Kapıyı açıp çantasını bir kenara fırlattı ve ahizeyi kaldırdı.“Seni seviyorum.”
“Sen neredesin!” diye bağırdı kadın, sonra kızdı kendine bağırdığı için.
“Seni seviyorum” dedi telefondaki ses.

Telefon kapandı. Sadece bir “ama” diyebildi kadın ahize elinden düşerken. Uzun zaman sonra ilk defa ağladığını fark etti. Olduğu yere oturup sessizce ağladı ve sabahın ilk ışıklarına dek sayıkladı:


Biliyorum
Bir gün bu şehirden gideceksin,
Pırıl pırıl ışıklı bir
istasyonda,
Elinde ufacık valizin,
Ne yapalım hayat bu,
Yaşamak
biraz böyle diyeceksin…
İçinde hür maviliklerin özlemi,
Küçücük odanı, kitaplarını
Ve mahzun bırakıp göklerle baş başa beni,
Biliyorum,
Bir gün bu şehirden gideceksin. (*)

 

(*) Biliyorum – Fethi Giray

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s