yitiriş

0001.jpg

Günlerdir kendime bakıyorum, Eskişehir’deki evin bahçesinde otlar arasında üç tekerli bisiklet süren üç yaşındaki kendime… Resimde bir şey var beni çeken. Gözlerimi ayıramıyorum. Belki şaşkınlık… Bu yazıyı yazan ellerime bakıyorum. Bunlar o eller mi? Bu ayaklar o ayaklar mı? Bu yüz, bu saçlar, bu sevinç dolu gülümseme, altları gamzeli kısık gözler benim mi? Bu çocuk ben miyim? Ben miydim…

Hayatımın geride kalan kısmında yitirdiğim her şey bu resimde… O yüzden günlerdir dönüp dolaşıp resme bakmaya başlıyorum. Sonra dakikalarca inceliyorum resmi. Bisikletin renklerini, önündeki sepeti, tutacaklarındaki plastiklerin çıkıp kaybolduğunu, hızla geri geri gidip bir anda pedalları sabitleyerek betonda dolma tekerleğin izini bırakmayı nasıl da sevdiğimi hatırlıyorum. Eskişehir’deki o sessiz mahalleyi, tezgahına erişemediğim bakkalı, sokakta park etmiş arabalar arasında en çok aslan işaretli pejoyu beğendiğimi, parkta at şekildeki salıncağı kapmanın en büyük derdim olduğunu düşünüyorum.

Yitirmeye bunlarla başladım. Demek ki bu resim yitirişin miladını mimliyor benim için. Bu yüzden defalardır bu resme bakıyorum ve yine o askılı pantolonu giyip bisikletine koşturan çocuk olmayı istiyorum. Bir kaçış mı bu? Evet, yiğitçe, cesurca kaçmak istiyorum…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s