Atina’da İnsancıklar – II

Kapı çaldı. Ama alışıldık şekilde küt küt değil, ding dong diye. Kapılara zil takmışlar.

Umursamadım. Sesini kıssanız Türk filmi sanılacak bir filmi – anlamasam da sesli olarak – izliyordum. Jön, bir şarkıcı aynı zamanda. Kızın birini seviyor ama kızın zengin babası olaya karşı. Adam aşk acısıyla tavernasına gidip “deniz ve mehtap” tadında şarkılar söylüyor. Arkada da gençler sirtaki yapıyor. Feci Türk işi…

Kapı yine çaldı. Aceleyle giyinip kapıya gittim. Delikten baktım, kimse yok. Açtım, karşımda ufak tefek bir kadın. Kapı açılmayınca uzaklaşmaya başlamış, açılınca da koşturup gelmiş. “Sorry, sorry, housekeeping” dedi nefes nefese. “What housekeeping?” dedim şaşırıp, sonra toparlamaya çalıştım “at this time of the evening…”

“Sorry, sorry, housekeeping” dedi yine, herhalde o kadar öğretmişler. “I need no housekeeping” dedim, anladı herhalde, “sorry, sorry” dedi bir kez daha ve dönüp gitti.

Kapıyı kapattım. Filmde bir evin bahçesi var, bir bahçıvan çiçekleri buduyor, arada da hizmetçiyle birilerini çekiştiriyor. Derken zengin baba geliyor, muhabbete limon sıkıyor. Bu sefer telefon çaldı. İnsan rahat rahat Yunan filmi izleyemeyecek mi?

“Hello” dedim, ne diyim. “Kalispera” diye başladı bir kadın, sonra İngilizce devam etti. İngilizce konuşmaya niyet etmişti, ama ben söylediklerini ancak üzerinde birkaç saniye düşündükten sonra anlamlandırabiliyordum. Özetle şunları dedi: Kusura bakmayın, arkadaşımız İngilizce bilmiyor – sen çok biliyorsun ya – bir housekeeping ihtiyacınız var mı diye soracaktık.

Takmışlar houseumu keepmeye. “Yok” dedim, “teşekkürler”. Kadın şaşırdı. “Nasıl yani, temiz havlu falan da mı istemiyorsunuz?” gibi bir şeyler geveledi. “Hayır” dedim, “gündüz değiştirdiniz ya”. Sonra kadın beni pis falan sanmasın diye açıklamak zorunda hissettim kendimi, “odada değildim zaten, yeni geldim”. Kadın kapattı sonunda. Neydi ki bu? Bahşiş kapma operasyonu mu? Neyse, televizyona döndüm. Adamın biri yanındaki kadına bir sürü hediye alıyor, ödemeyi de Alpha Bank’ın eşsiz hizmeti olan Bonus isimli bir kartla yapıyor. Reklamlar bile Türk işi.

Film yeniden başlayana kadar uyuyakalmışım. Yine çalan telefonla uyandım. “Kalimera” dedi bir kadın, “uyandırma servisi, saat yedi”.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s