Atina’da İnsancıklar – V

Şehirdeki iki günlük yürüyüşümün sonlarına geliyordum. Az önce Cumhurbaşkanı’nın köşkü önündeki püsküllü, etekli Yunan askerlerinin on dakika süren nöbet değişimini izleyip eğlenmiştim. Sonra konsoloslukların ve müzelerin olduğu büyük caddeye çıktım. Sağa döndüm ve Bizans Müzesi’ni bulana dek yürüdüm. Müzeye vardığımda saat iki buçuktu, müze üçte kapancaktı, girmeye değmeyeceğini düşünüp yürümeye devam ettim. Bizans Müzesi’nin hemen yanında bir müze daha varmış, önüne birkaç savaş uçağı dikmişler. Baktım kapısında ΠOλEMIKO MOYΣEIO yazıyor, “O ne?” dedim kendi kendime, “polemik müzesi mi olurmuş?”. Haritaya baktım, meğer savaş müzesiymiş.

Caddenin karşısına geçtip geri yürümeye başladım. Saat dört civarında otelden bavulumu alsam, Syntagma’dan 16:29’da geçecek olan metro ile havaalanına gitsem, uçağa rahat rahat yetişirdim. Daha zamanım vardı. Son şansı haritada küçük bir nokta olan Kolonaki Meydanı’na vermeye karar verdim. Caddeden sağa döndüm ve sonunda Atina’nın Nişantaşı’nı bulmuş oldum.

Burada sokaklar, kuaförler ve giyim dükkanlarıyla doluydu. Meydanın etrafı ise birçok kafe ve restoranla çevrilmişti. Sokaklarda bir süre daha dolaştım ama sonunda tabanlarımın sızısına dayanamadım ve artık çok çekici görünmeye başlayan Starbucks’a atıım kendimi.

Baktım günün kahvesi sumatra, daha ne olsun. “One sumatra grande, please” dedim tezgahtar kıza. Kağıt bardağı aldı, arkasını dönüp tam dolduracakken vazgeçti ve yine bana dönüp “rum-fo-mik?” dedi. Söylediği şeyden tek anladığım bir soru cümlesi olmasıydı. Yes ya da no diyerek geçiştirip kaderime razı olabilirdim ama kahve keyfimi riske atmak istemedim. “Sorry?” dedim ama kızın tekrarı yine bir şey ifade etmedi: rum-fo-mik?

Bu soru cevap faslı bir süre daha devam etti. Kız sonunda benden bezdi, bir aptalla konuşuyormuş gibi “Du yu wont mik in kofi?” dedi. Mik dediği milk imiş, sonunda anladım sorusunu: Room for milk? “No milk, no sugar, just black coffee” dedim sinirle.

Sonunda kahvemi aldım, laptopuyla uğraşan İngiliz kılıklı – çünkü çıplak ayaklıydı – bir turistin karşısına oturdum, o günkü gezimin notlarını yazmaya başladım.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s